
KENDİNİ TÜKETMEDEN LİDER OLMAK
Liderlik, uzun yıllar boyunca en çok çalışan kişi, her şeye yetişen kişi veya yükü sırtlanan kişi olmak şeklinde tanımlandı. Oysa bugün birçok lider; başarılarının bedelini tükenmişlik, yalnızlık ve sürekli yetersizlik hissiyle ödüyor. Peki, gerçekten lider olmak için kendimizi tüketmek zorunda mıyız?
Birçok kişi için liderlik, durmaksızın sorumluluk almak ve her problemi ilk fark eden kişi olmak anlamına geliyor. Geri planda kalmak, yorulduğunu söylemek ya da destek istemek çoğu zaman liderliğin ruhuna aykırıymış gibi görülüyor. Güçlü durmak, çoğu zaman sessizce zorlanmakla karıştırılıyor.
Ancak bu yaklaşım beraberinde başka bir sorunu da ortaya çıkartıyor: sürdürülebilirlik. Sürekli veren, sürekli taşıyan ve sürekli kontrol eden bir liderlik biçimi ne kadar uzun süre ayakta kalabilir? Başarıyı yalnızca yapılan iş miktarıyla ölçtüğümüzde, liderin insan olma hâline ne kadar alan kalıyor?
Liderlik gerçekten her şeye aynı anda yetişebilmekse bu insanlar zamanı bükmeyi ne ara öğrendi? Bir noktada fark ediliyor ki mesele zamanı bükmekte değil, kendine de liderlik edebilmekte. Toplumda idealize edilmiş bir lider figürü varken belki de bizim problemimiz bu role uymaya çalışmaktadır. İşte tükenmişliğe neden olan bu kalıplardan arındığımızda kendimizi de keşfetme yolculuğumuz başlar. Farklısın ve farklı olmalısın; ancak seni farklı yapacak şey sahnedeki tüm enstrümanları tek tek çalmakta değil, doğru anda doğru sesi duymayı bilen bir orkestra şefi olabilmendedir.
Lider ekibin omurgasıdır ancak robot değildir. Yorulduğunu paylaşabildiğinde, duygularını saklamak zorunda hissetmediğinde ve yükü tek başına taşımaya çalışmadığında ayakta kalabilir. Paylaştıkça hafifleyen, ekibiyle bağ kurdukça güçlenen lider, uzun vadede kendini tükenmişlik tehlikesinden korur. Asıl güç de tam olarak burada ortaya çıkar. Lider çoğu zaman hayatında yeşil ışıkla karşılaşıyor ve bazen de dış etkenler onu sürekli devam etmeye zorluyor. Peki, kırmızı ışıkla bir kere karşılaşsa hayatında neler değişirdi?
Durup nefeslenmek, kendini sorgulamak… Bazen sadece durmak, etrafında neler olup bittiğini fark etmektir; hep ileri bakarken kaçırdığın yolları, sesleri, ihtimalleri… Belki de ilk kez durduğunda anlayacaksın yol sandığın şey aslında seni yoran bir alışkanlıkmış. Liderliği yeniden düşünmenin zamanı gelmedi mi? Kusursuz olmayı değil, gerçek olmayı merkeze alan; tükenmeyi değil, devam edebilmeyi önemseyen bir liderlik anlayışı. Liderlik bir güç gösterisi değil, insani bir yolculuktur. En güçlü liderler ise her şeyi tek başına yapanlar değil, kendini kaybetmeden yol alabilenlerdir.
Gizem Haki – Ceren Özlen