
Ünvan mı, Etki mi? Patron vs Lider
Unutmayın; en mükemmel makine bile, onu tasarlayan insanın motivasyonu ve vizyonu kadar verimlidir. Teknik başarınızı taçlandırmak istiyorsanız, formüllerinizin yanına biraz da empati ve farkındalık eklemeyi ihmal etmeyin.
Lider ve patron kelimelerinin ikisi de herhangi bir işin başındaki kişiyi ifade eder ama aralarında belirgin farklar bulunmaktadır. Bu farklar takımı, yapılan işlerin hızını, kalitesini ve daha birçok şeyi etkileyebilir. Hatta o kadar ki uzun sürede bu farklar şirketin ya da işin batmasına ya da hayata kalmasına kadar uzanabilir. Şimdi o farklara birlikte bakalım.
İlk olarak lider ve liderlik etme kavramlarına değinmek istiyorum. Lider dediğimiz kişi takımı geliştiren onlara doğru yönde gelişmeleri için de yönlendiren kişidir. Onlara yönlendirmesini yaptıktan sonra yapılan işleri değerlendirir ve yapıcı bir şekilde takımını takdir eder ya da gereken yerlerde düzeltme yapılmasına destek olur. Burada destek olur derken gerçekten destek olmaktan bahsederiz. Yani düzeltme yapılması gerektiğini düşündüğü yerlerde takımındaki kişiye kişisel bir eleştiri ya da bu durum yüzünden daha da suçlamaktan ziyade kendini düzeltmesi ya da ne yönde giderse daha da gelişeceği konusunda destek olur. Bu durumda takımdaki bireyler kendini yetersiz hissederek gelişime karşı direnç oluşturmaz aksine yapabileceği şeylerin sınırını merak edip daha iyiyi arama yönünde bir gelişim düşüncesine geçer. Bu anlamda bu küçücük fark bile takımın ileride yapacağı işlerin kalitesine etki edebilir. Liderin başka bir özelliği ise takımındaki insanlarla takım bilincinde olmasıdır yani takımındakilere güvenir ve onlarla yola çıkar. Takım içerisindekilerin yaptığı işlerin değerini bilir ve herkesin hak ettiği övgüyü alması gerektiğini gerek daha üst pozisyonda olanların yanında gerekse de takım içinde vurgular ve onlardan bahseder. Bütün bunlar gerçekten takımı ileriye götüren özelliklerdir. Ki bunları herhangi bir takımda fark etmemek imkansızdır. Özellikle de bunun tam tersi olan bir yerden geldikten sonra bu farklar daha da kolay anlaşılabilir.
Patron kavramına gelecek olursak aslında yukarıda anlattığım özelliklerin tam tersi diyebiliriz. Patron bir hata görünce ne yapar ilk önce bundan bahsedelim. Hata gördüğünde kişiyi takım içinde eleştirir, eksik olan düzeltilebilecek yerleri söylemez ve takımdaki tekrar yapması için tek başına bırakır. Bu durum çok da az rastlanan bir durum değildir ve yaşandığında genelde takımdaki o birey ilk başta buna çok tepki gösteremez. Çünkü böyle bir olayın yaşanabileceğini düşünmemiş ya da tepki göstermek istese bile zorunlu olduğu işten dolayı patrona ses çıkarmaya çekinmiş olabilir. Tüm bunlar gayet doğal tepkiler. Ancak bu tepkiler gelmeyince ve bu durum devam ettikçe aynı şeyler tekrar eder. Bir süre sonra bu durum hem o bireyi hem de bütün takımı etkilemeye başlar. Artık patron takımdan biri değildir aksine takımı gözetleyen bir bekçi gibidir. Bu da takımdakilerin gelişim potansiyelini zorunluluktan yapabilecekleri bir işte ne kadar yaparlarsa o sınıra kadar sınırlar. Çünkü yaptıkları bir hata onların herkesin içinde azarlanmasına, yetkinliklerinin sorgulanmasına ve belirsizlik içinde bırakılmalarına kadar gitmiştir. Bu durumda insan beyni sosyal bir tehdit algılayıp amigdalayı aktive edebilir ve kişiyi öğrenme modundan hayatta kalma moduna alabilir. Amy Edmandson’un Harvard’ta yaptığı çalışmalarda da görüldüğü gibi insanlar psikolojik güvenliğin olmadığı ortamlarda risk almazlar, soru sormazlar, hata kabul etmez ya da inisiyatif kullanmazlar. Yani takım ortamında hata yapmak tehlikeli görülür ve ekip gittikçe sessizleşir ve gelişime kapanır. Bu gibi durumlarda amaç sadece kendini korumaya geçer. Liderler bunu bilir ve gerekirse özelde yapıcı eleştiriler yapar patronlar ise çoğu zaman bunun hiç farkına bile varamayabilirler ve tüm ekip sabote olur. Bu özelliğin, takımı bu kadar çok etkilediğini yazarken daha çok fark ediyorum. Umarım böyle bir şeyi bu yazıyı okuyan ya da okumayan hiç kimse deneyimlemez. Bu özellik dışında yine patron takımdakileri eşit görmez daha çok sevdiği kişiler vardır ve diğerlerine o kadar da önemli hissettirmez. Onun dışında yine övgüyü her zaman kendisine alır. Bu takım içinde ya da dışında pek fark etmez. Hatta bazen övgüyü vermeden sizi eleştirmesinin sadece geliştirmek için olduğu bile söylenebilir ki öyle değildir.
Yazıyı toplayacak olursak lider ve patron kavramları çok belirgin bir şekilde birbirinden ayrılır. Lider takımı geliştirip takım bilinci aşılarken patron tekliği ve sadece işe odaklılığı savunur. Bu anlamda bir süre başarılı gibi görünen bir iş çıkarılsa bile uzun vadede gelişimin olacağı ve işlerin devam edeceği bir işin başında liderlerin olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz.
Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere değerli okuyucularım.
Başak Sakallı